Bu kitabta quantum, kozmos ve kaos mes’elesini olabildiğince sadeleştirerek ortaya koymaya çalıştık. Kuşkusuz, dünyanın en zor konuları üzerinde kalem oynatmak zordur. Dahası sadece yazmak değil, doğru anlatabilmek, zehiri pekmeze bulayıp yedirmek marifet olsa gerek. Aksi durumda yüzümüze gözümüze bulaştırmak var işin içinde. Başarılı olduğumu zannetmiyorum, hem mantık, hem de yazım hataları olabilir. Artı, meramımı tam anlatamamış olma ihtimâli de yüksektir. Bu kitab bir diğer yönüyle preliminer, yani başlangıçsal ve/veya öncü bir çalışmadır. Bu anlamda devamı olmalıdır. Kitab polemikleri de içinde barındırıyor. Çünkü konu fizik ve diğer pozitif bilimlerin de ötesinde ideolojiyi, felsefeyi, siyaseti, mantığı ve kültürü de gündemleştiren bir mevzudur. Böyledir, zirâ içinde bulunduğumuz atmosfer ve önümüzdeki son manifesto bizi dünyaya muhatab bir iddia sahibi kılıyor. İddia sahibi olmak, güçlü ve ihtiraslı olmayı da beraberinde getirir. En yeniyi, en nitelikliyi, en üstünü yapmak gibi bir memuriyetimiz ve mecburiyetimiz olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Tartışmasız, çatışmasız ve çelişkisiz ortamlar ölümü hatırlatır; diriliğimizi çıkardığımız gürültüden anlayabiliyoruz. Bu kitab, büyük veya küçük bir münâkaşayı başlatmak için de yazıldı. Tartışarak ve gerekirse çatışarak enerjik ve diri kalacağımız ve sesimizin çok daha güçlü çıkacağı kesindir. Bu dünyaya söyleyecek bir veya daha çok şeyimiz olduğu muhakkaktır. Kişi bilmediği şeyin düşmanıdır düstûru uyarınca, kendimizi “Gnosi Se Afton” (Kendini Bil) ya da kendine gel biçiminde de söyleyebiliriz. Bu kelâm evvelâ kendimizedir, âhiren de herkese. Eleştiriler ne kadar çok olursa o kadar bahtiyâr olacağız, böylece bilinmelidir. Yeniden ve daha zorlayıcı bir mevzu da buluşma temenni ve ümidiyle…
LACERTUS Merhaba sayın Koryürek, Bugünkü makalenizi key(i)fle okudum, bir Boğaz insanı, hele de 20 senedir ülkesini göremeyen bir mültecî! olarak biraz da hayıflandım, o balıkhâneyi bilirim, zaman zaman da bütün diğer balıkhâneleri de gezerdim. Yüksek müsadenizle bir dil – etimoloji düzeltmesi yapacağım ; Lakerda nın etimolojisi olarak İspanyolca La Kerrida ’yı vermişsiniz ki, katılmam mümkün değil. Yakında Istanbul’da Küresel Yayınlar’dan çıkacak olan Türk dilindeki Yunanca Kökenli Kelimeler isimli préliminaire kitabımda da bulunabileceği üzere aşağıda bu kelimenin köklerini veriyorum. Bu kelime daha sonraları yani Latince’den Yunanca’ya lakérda λακέρδα ve "palamut veya orkinos tuzlaması" anlamıyla girmiş oradan da Türkçe’ye intikal etmiştir. Lakerda yapan herhâlde çok azalmış olmalıdır. Le Gaffiot, Dictionnaire étymologique latin - Latince etimolojik lugatında dik dörtgen şeklinde olan, uzunca, boyu eninden fazla duran bir hayvan olan kertenkeleni...

Yorumlar
Yorum Gönder