Ana içeriğe atla

SAN'ÂT KATİLDİR (KİTAP 2011 - CİNİUS YAYINLARI)

Marad Flinta uzun süredir ‘üretim’ konusuyla ilgileniyordu. İnsanın bu dünyâda var olmasından evvel üretim diye bir şey yoktu. Varlıklar tabiatta var olan ürünlerden kaygısızca faideleniyorlardı. Meyveler, sebzeler, su ve hava karşılıksız olarak tüketiliyordu. Flinta yaratılışa inanıyordu ancak farklı bir düşüncesi vardı: Hz. Âdem ve Hz. 
Havva’nın cennette süren hayatlarını fizikî bir boyut olarak değil mânevî bir boyut olarak düşünüyordu. Onlar sâf fikir âleminde varlardı. İşledikleri suç ise bir idrâk eksikliğine bağlı yani kasdî olmayan bir yanılsamadan kaynaklanan bir şuur boşluğuydu. Sonradan yeniden afv edilmelerinin sebebi de buydu. Bilinçsizliğe bağlı bir hata. Onları örgütlemeye çalışan Şeytân ise ihtirâsının esiri olmuş ve bilinçlice bir suç işlemişti. Onun afv dışında kalmasının sebebi de buydu. Şeytân eristikti yani diyalektiği tersine işletmeye çalışıyordu ve diyalektiğin ilkelerini sâdece menfî bir kavgacılık üzerine kurmuştu. Bu karakter hâliyle, önünde sonunda çelişkisini ortaya koyacak ve kendisi gibi bir ilim gücünün üzerinde değer bulan insandan intikam alacaktı. Cennette maddî üretime gerek yoktu çünkü üst şuur seviyesinin maddî tüketime ihtiyacı yoktu. Üst düzey bir bilince vurulacak en büyük darbe onu maddî üretime mahkûm etmek olsa gerekti. Bu üretim bir işkenceye dönüşecek ve insan hayat boyu mânâ yükselişini ertelerken, maddî terakkisi için kendi türü dâhil fizik âlemde ne varsa hepsini talan edip tüketecekti. Flinta’ya göre, cennet ruhumuz, cehennem ise bedenimizdi. Bu temelde, göze zulmet görünen her şey cennet, göze ışık görünen her şey de cehennemdi. Kapanan bilincin cenneti güneş, onun maddî ürünü ise buğdaydı. Buğdayın döllendiği yer ise lânetli rahîmdi. Allah, insanla Şeytân’ı, Şeytân’la insanı, Havva’yla Âdem’i, rahîmle (karanlık) güneşi, buğdayla da hepsini birden boşa düşürmüştü. Buğdayın, Havva’nın, sonra Âdem’in yeniden üretimlerinde Şeytân’ın salya izleri hep vardı. Üretim Şeytân’dı. Tabiîdir ki, üretim ilişkileri de Şeytân’la birlikte olacak, artık değer Şeytân’la gelişecek, insan Şeytân’ın eteğine sarılarak sınıflar üretecek, Şeytân’ın nektarları savaşlardan süzülecekti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

KARDOUXOI

MANZİKERT - MALAZGİRT – MANAZGIRT ÜZERİNDEN BUGÜNE DOĞRU BİR GÜZERGÂH VE DEVLETİn / MİLLETİN KÜRD ALGISINDA HİÇBİR DEĞİŞİKLİK YOK İSİMLERE BAKMADAN SIRLARA ERİŞMEK ÇOK ZOR OLUR             Malazgird (Farsî), Malaşkırd (İvrit) , Manazcerd (Asurî-Süryanî), Manazcird (Soranî) , Μαντζικέρτ – Madcikêrt veya Mecikert (Yunanca), Malazgirdi (Zazakî), Mana(va)zkert (Ermenîce), Manzikert (İngilizce, Fransızca), Manzikerteko – Euskara (Basq dili), Malazgirt (Türkçe). – girt soneki (suffix) Doğu Anadolu’da birçok yerleşim biriminde karşılaşılan bir sonektir ve Ermenîce – kert ’ten mülhem olup, - ile/tarafından inşa edilmiştir anlamındadır. Örneklere geçmeden bir iki laf: Bir çok Ermenîce coğrafî yer ismi Ottoman devleti zamanında değiştirilmeye başlandı. Şehirler, kasabalar, köyler, yerleşim birimleri, dağlar, nehirler vs. Bunların başında – kert soneki taşıyanlar gelmektedir: Manavazkert’in dışında Nora-kert, Dikrana-g...

LACERTUS FIBROSUS

LACERTUS Merhaba sayın Koryürek, Bugünkü makalenizi key(i)fle okudum, bir Boğaz insanı, hele de 20 senedir ülkesini göremeyen bir mültecî! olarak biraz da hayıflandım, o balıkhâneyi bilirim, zaman zaman da bütün diğer balıkhâneleri de gezerdim.  Yüksek müsadenizle bir dil – etimoloji düzeltmesi yapacağım ; Lakerda nın etimolojisi olarak İspanyolca La Kerrida ’yı vermişsiniz ki, katılmam mümkün değil.  Yakında Istanbul’da Küresel Yayınlar’dan çıkacak olan Türk dilindeki Yunanca Kökenli Kelimeler isimli préliminaire kitabımda da bulunabileceği üzere aşağıda bu kelimenin köklerini veriyorum. Bu kelime daha sonraları yani Latince’den Yunanca’ya lakérda λακέρδα ve "palamut veya orkinos tuzlaması" anlamıyla girmiş oradan da Türkçe’ye intikal etmiştir. Lakerda yapan herhâlde çok azalmış olmalıdır. Le Gaffiot, Dictionnaire étymologique latin - Latince etimolojik lugatında dik dörtgen şeklinde olan, uzunca, boyu eninden fazla duran bir hayvan olan kertenkeleni...

ALLAH İSMİNİN ETİMOLOJİK VE TARİHİ SÜRECİ - ARAŞTIRMA

ALLAH İSMİ ETRAFINDA Bir Görüş Allah ve Elahh kelimelerinin yazılışları farklı (mı)dır? ELAHH (EeLaaHh) ALLAH (EaLlaaH) Bu nedenle; Elahh = Allah anlayışı doğru kabul edilemez. Sadece birinin, diğerinin kökensel atası veya arka planı olabileceği dikkate alınabilir, bu, kuvvetli bir ihtimal de olabilir zayıf bir ihtimal de. Allah kelimesinin ortasındaki vurgu Arabî’de çok önemlidir ve kat’iyyen ihmâl edilemez. Bir kelimenin içinden bir elemanın çıkarılmasının veya ona bir başka unsurun eklenmesinin herşeyi baştan aşağı değiştireceği gerçeği izahtan vareste. Mesela BaTaLun = Kahraman anlamında bir isimken (bizdeki Battal ’ın karşılığı) ; iptal etmek anlamındaki BaTTaLa bir fiildir (Batl, Bat’l). Arabî yazımda her ne kadar aynı iseler de bir unsurun eklenmesi veya çıkarılması ile anlam tamamen değişmiştir. Alaha kelimesi de Arabî’de bir fiil (yüklem) olup ilâhlaştırmak , ilâhlaştırmak suretiyle tapmak anlamlarını haizdir; İngilizce deify , Fransı...