Ana içeriğe atla

RACON

HAYDI BAKALIM, RACON !

Aslı Latince ratio : reor (hesaplamak) fiilinin di’li geçmiş hâli olan ratus kökü ile –io sonekinin birleşmesinden oluşuyor. Yani ratus + io = rat-io.
Ebat, oran, orantı, endaze, pay gibi anlamları var. Ancak en bilinen anlamı hukuk, hak ve husûsen de gerekçe, mantık.
Âdet, usûl, yöntem; düşünme; akıl yürütme gibi anlamları da ekleyebiliriz.
Yanısıra Gösteriş, fiyaka anlamlarını da ekleyebiliriz.
Ayrıca kural anlamını da ekliyorum.


Ratio Legis dediğimiz zaman, bir kanunun temelini oluşturan temel sebep, onun konulmasındaki mantık, kanunun ulaşmak istediği amaç anlamında latince hukuk terimini anlıyoruz. 


Racon kelimesi Türkçe’ye İtalyanca ragione (ing reason, fr raison) kelimesinden geçti ve geçerken bir de semantik kayma yaşadı. 


TDK racon kesmek deyimini; 


1) görünüşe göre hüküm vermek; 2) gösteriş yapmak biçiminde tanımlıyor.


Bir başka etimolojik iddia da racon kelimesinin İtalyanca bölge anlamına gelen “regione” kelimesinden geldiği biçimindedir. Bu kelime Ottoman (Eski Türkî) lisanına 16. Yüzyılın sonlarında girmiştir. Anlamı itibarıyla da bölge paylaşımı şeklinde ifade edilmiştir ve Arab, İtalyan, Fransız, Yunan toplumlarında da benzeri ve çoğu zaman gayrımeşru uygulamalar vardır. 

Racon, İstanbul kabadayılarının aralarında halledemedikleri meseleleri, bir hakem vasıtasıyla karara bağlamalarıdır. Herhangi bir meselede iki taraf da hak iddia ederse, bunu hakem heyetine izah ederler, o da etraflıca dinleyip hükmünü verir, bu hükme hepsi itaatle mükelleftir. Racon kesenlerin bitaraf, kabadayılık âleminde yanlışsız, olgun ve tecrübe sahibi olmaları şarttır. Şayet iki taraf da kesilen racona ehemmiyet vermezlerse, meseleyi aralarında dövüşerek hallederler. Fakat bir taraf kabul eder, diğer taraf kabul etmezse kabadayılık âlemi, kabul etmeyeni bir nevi aforozla aralarından çıkarırlardı, artık onun sözüne itimat edilmez ve böylece kendine başka bir muhit bulmaya mecbur olurlardı.


Zaman içinde kabadayılık kurumu ve hâliyle kabadayılar muhteva değiştirdiler: kabadayılığın yerini zorbalık, hukuksuzluk, talan, yağma, tehditin her türlüsü aldı; daha üstün konumda ya da güçlü olanın karşısındakini -genellikle istediklerini yaptırmak amacıyla- dayatmalarda bulunması, etkilemesi, ezmesi ve gözünü korkutması anlamına geldi. Bu durum, doğrudan sözlü veya fizikî taciz içerebileceği gibi isteksiz birini zorla ikna etmek, tehdit ederek ya da istediklerini yaptırmak gibi daha üstü örtülü yöntemleri de kapsar. Bu neo-kabadayılığın en yaygın örneklerine RTE’nın discours’unda rastlıyoruz. Devlet adamından çok yeni tip kabadayılığın öncüsü sayabiliriz ve bunu ilişki içinde olduğu insanlardan anlıyoruz; haraççılar, kaçakçılar, hırsızlar, uğursuzlar, yollular, rüşvetçiler, sahtekârlar, changeant mafia müsveddeleri, koftiden aydınlar, üçkâğıtçılar, hempalar (complices), yalakalar vs bunlar arasında sayılabilir.


Politik kabadayılık ta RTE ile birlikte ortaya çıkan bir kavram olabilir. Şovenizm, ırkçı faşizm gibi, herhangi bir ethnik, ideolojik-siyasî, cinsî, dînî gruba olan aşırı, nedene dayanaksız bağlılıktır veya karşıtlık (nefret) içerir; afedersiniz Ermenî, Rum tohumu, Ermenî piçi, gâvur dölü, it soyu, cibilliyetsiz, soysuz, domuzdan dost gâvurdan dost olmaz, piç, ibne, mum söndücü vs gibi ifadeler bu cümledendir.
Günlerdir gazete köşelerini tutan hastalar kimin racon kesebileceğini, daha doğrusu RTE’ndan başka kimsenin racon kesemeyeceğini yazıp duruyor. Racon kesme eylemi kültürel ve tarihî olarak modern zamanlarla birlikte gelişmiş dünya parçalarında tarihe çoktan karıştı. Türkiye gibi kimi ülkelerde racon kesme çok olumsuz anlamlarıyla (tehdit, yaralama, öldürme, hapsetme, ghettolaştırma, itip kakma, haraca bağlama vs) devam ediyor. Bir ân racon kesme eylemini nostaljik de olsa kültürün bir parçası saysak bile yukarıda bahsettiğimiz eylem ve duyguların 16. Asırdaki ‘MASUM’ racon kesme eylemleriyle hiç bir alakası yoktur. Bugün Türkiye’de raconu kesen adamların hiç birisinin cezaî ehliyeti yoktur, en baştaki dâhil.
Racon kesmek artık ne bölgede (regione) ne de hak, hukuk, gerekçede (reason, raison) kalmış ve fakat çok bilimdışı bir yolla bir raison d’Etat yani devletin varlık sebebi olmuştur. Bir devlet düşünün sabah akşam racon kesiyor, vara yok’a racon, bir halk ve bir toplum düşünün işini gücünü racon kesme üzerine inşa ediyor, hiç bir emek yok. EEEE herhâlde bu kadar fazla rahttps://www.facebook.com/doktorhakkiacikalin/con kesme eyleminin olduğu bir yerde onulmaz çelişkiler ve nihayet çatışmalar kaçınılmazdır ve birileri eeeee yeter lan diyecektir; Arap Hüsnü mü olur, Solak Ligor mu olur, Kibar Hristo mu olur yoksa hamamda büyüyen genç serserîlerden (Külhanbeyleri) biri mi çıkıp huooop len der, bilmem, uzak değil çünkü canı yanan kaşkavalların sayısı arttı Türkiye’de.

HAKKI AÇIKALIN

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALLAH İSMİNİN ETİMOLOJİK VE TARİHİ SÜRECİ - ARAŞTIRMA

ALLAH İSMİ ETRAFINDA Bir Görüş Allah ve Elahh kelimelerinin yazılışları farklı (mı)dır? ELAHH (EeLaaHh) ALLAH (EaLlaaH) Bu nedenle; Elahh = Allah anlayışı doğru kabul edilemez. Sadece birinin, diğerinin kökensel atası veya arka planı olabileceği dikkate alınabilir, bu, kuvvetli bir ihtimal de olabilir zayıf bir ihtimal de. Allah kelimesinin ortasındaki vurgu Arabî’de çok önemlidir ve kat’iyyen ihmâl edilemez. Bir kelimenin içinden bir elemanın çıkarılmasının veya ona bir başka unsurun eklenmesinin herşeyi baştan aşağı değiştireceği gerçeği izahtan vareste. Mesela BaTaLun = Kahraman anlamında bir isimken (bizdeki Battal ’ın karşılığı) ; iptal etmek anlamındaki BaTTaLa bir fiildir (Batl, Bat’l). Arabî yazımda her ne kadar aynı iseler de bir unsurun eklenmesi veya çıkarılması ile anlam tamamen değişmiştir. Alaha kelimesi de Arabî’de bir fiil (yüklem) olup ilâhlaştırmak , ilâhlaştırmak suretiyle tapmak anlamlarını haizdir; İngilizce deify , Fransı...

LACERTUS FIBROSUS

LACERTUS Merhaba sayın Koryürek, Bugünkü makalenizi key(i)fle okudum, bir Boğaz insanı, hele de 20 senedir ülkesini göremeyen bir mültecî! olarak biraz da hayıflandım, o balıkhâneyi bilirim, zaman zaman da bütün diğer balıkhâneleri de gezerdim.  Yüksek müsadenizle bir dil – etimoloji düzeltmesi yapacağım ; Lakerda nın etimolojisi olarak İspanyolca La Kerrida ’yı vermişsiniz ki, katılmam mümkün değil.  Yakında Istanbul’da Küresel Yayınlar’dan çıkacak olan Türk dilindeki Yunanca Kökenli Kelimeler isimli préliminaire kitabımda da bulunabileceği üzere aşağıda bu kelimenin köklerini veriyorum. Bu kelime daha sonraları yani Latince’den Yunanca’ya lakérda λακέρδα ve "palamut veya orkinos tuzlaması" anlamıyla girmiş oradan da Türkçe’ye intikal etmiştir. Lakerda yapan herhâlde çok azalmış olmalıdır. Le Gaffiot, Dictionnaire étymologique latin - Latince etimolojik lugatında dik dörtgen şeklinde olan, uzunca, boyu eninden fazla duran bir hayvan olan kertenkeleni...

KARDOUXOI

MANZİKERT - MALAZGİRT – MANAZGIRT ÜZERİNDEN BUGÜNE DOĞRU BİR GÜZERGÂH VE DEVLETİn / MİLLETİN KÜRD ALGISINDA HİÇBİR DEĞİŞİKLİK YOK İSİMLERE BAKMADAN SIRLARA ERİŞMEK ÇOK ZOR OLUR             Malazgird (Farsî), Malaşkırd (İvrit) , Manazcerd (Asurî-Süryanî), Manazcird (Soranî) , Μαντζικέρτ – Madcikêrt veya Mecikert (Yunanca), Malazgirdi (Zazakî), Mana(va)zkert (Ermenîce), Manzikert (İngilizce, Fransızca), Manzikerteko – Euskara (Basq dili), Malazgirt (Türkçe). – girt soneki (suffix) Doğu Anadolu’da birçok yerleşim biriminde karşılaşılan bir sonektir ve Ermenîce – kert ’ten mülhem olup, - ile/tarafından inşa edilmiştir anlamındadır. Örneklere geçmeden bir iki laf: Bir çok Ermenîce coğrafî yer ismi Ottoman devleti zamanında değiştirilmeye başlandı. Şehirler, kasabalar, köyler, yerleşim birimleri, dağlar, nehirler vs. Bunların başında – kert soneki taşıyanlar gelmektedir: Manavazkert’in dışında Nora-kert, Dikrana-g...