
Hayat hep çok yüksek
isimler ve varlıklar üzerinden mi yürür? Evet öyledir. Bir isim; hem hawarî hem
hekim. Antakya’da doğan ve bugün Kilise Kurumu tarafından kabul edilen
İnciller’den birinin yazarı olduğu düşünülen meşhur Luka’ya uzanmış
bulunuyoruz. İsmi Latince ‘aydınlık’
anlamına geliyor ki, Yunanî kökenlidir; Likos. Bildiğimiz Lux
var ya, işte o. Azîz Pavlos’un (Saint – Paul) şahsî hekimidir. Luka’nın
İyşâ
anlayışının Yunan filozofisinden mülhem olduğunu düşünenlerdenim. O nedenledir
ki, Hz.
İyşâ’yı Yunan ilâhlarının ve filozoflarının bilgeliği çerçevesi içinde
ele alır ve ilâhın insan formuna bürünmüş
hâli olarak okur. Hristiyanlık’taki, İyşâ’nın ilâh olduğu yaklaşımı Yunan
mithologyasındaki ilâhların insan formunda görünmeleriyle aynı şeydir. Luka
çok iyi bir hekimdir ve tababet san’âtını Yunan hekimlerden öğrenmiştir. Dedik
ya işte, Antik Yunan’ın tabâbeti ve orada duruyoruz. Geldik Kos’lu
Hippokratis’e. Ἱπποκράτης (İpokrâtis) Periklis
(Pericles) döneminde yaşıyor. Bu çok önemli zira Pericles Athina’yı yapan adamdır desek abartmış sayılmayız. Tıp
tarihinin en dikkat çekici figürlerinden biri olduğu bilinir. Hattâ babasıdır.
Tıpın bir meslek ve san’ât olarak ‘Mekteb’leşmesinin
sahipi bu zâttır. Hippokratik parmaklar adıyla anılan ve Eisenmenger sendromu olarak da bilinen tabloyu ilk tanımlayan yine
o’dur. Hekim, Allah’ın yeryüzündeki
elidir diyen de, yine o.
Bir insanın adının bütün
hekimlerin ettiği bir yemine verilebilmesi ne büyük devlettir. Yazıyorum:
Όρκος του Ιπποκράτη
Yorumlar
Yorum Gönder