Ana içeriğe atla

DEVLET JENİ PERVERS (KİTAP 2016 - CİNİUS YAYINLARI)



Kitapta eksik bıraktığım bir iki kelimeyi arka kapağa taşıyorum…

Eski (belki de her zaman) bir kabile geleneği olarak insan yeme eylemi anlamsız bir şiddet eylemi değildir. Bazı kabilelerde bu eylem bir matem ve cenaze töreni yerine geçer. Brezilya'daki Wari kabilesi bir örnektir : 1960 senesinde Brezilya hükûmeti müdahale edene kadar bu kabilenin kendi cenazelerine karşı bir tür hürmet yamyamlığı - reverential cannibalism, sergiledikleri görüldü. Burada yamyamlığın bir zevk aracı değil bir itikadî uygulama ve vazife olduğunu görmek gerekir. Peki bu, düşmanını yeme dürtüsünün sebebi nedir? 

Kısacanın da kısası Biz ve Onlar (ötekiler) çelişkisinin en derînleşmiş hâli ve somut sahnelenişidir. Her daim 'ölümcül düşmanlarımız' vardır. Birileri mutlaka bizim yamyamımızdır. Birbirlerini yiyorlar deyiminin çok derinlerde bir yerlerde karşılığı var… İşkence çilesinin uzatılması mühimdir! Burada kurbanın dayanma gücü ve cesareti sınanır. Bütün bunları yapan işkenceci aynı zamanda kurbanına karşı hürmetkâr, nazik ve hatta nüktedan olmalıdır. Direnişini beğenirse, Allah onu yanına alır, canını alır. 


İnsan kanının (sıcak içildiği takdirde) çok faideli olduğuna dair bir inanış vardır. Eskiden hekîmler bunu tavsiye ediyorlardı, bir gençleşme ve ölümsüzlük ve dahi iktidar aracı olarak. Bunun savunucuları ve uygulayıcıları arasında Francis Bacon, Robert Boyle ve Charles II gibi yüksek konumlu insanları buluyoruz. Yamyamlık tıbbı diyebiliyoruz. İnsan insanın ilacı oluyor. Hep ve her zaman insanın insana iktidar dayatmasıyla karşı karşıyayız. Çok ciddî bir meseledir ve hiç değişmedi. 

O hâlde bu davranışı bir tabu yıkma olarak mı görmek gerekiyor? Tabu zaten yoktu ki, egemenlerin, halk ve zayıflar için yarattığı bir korku âletiydi ve hâlâ öyledir. Savcılar, hâkimler, devlet adamları ve askerler tabu yıkamazlar aksine tabu yaratırlar. Devlet tabular tapınağı oluyor. Şiddet eyleminin siyasî boyutu olduğu kadar burada dînî bir kültürün de izleri vardır. İnsan yemek dînlerin yazılı olmayan prensipleri arasında önemli ve etkili bir yere sahiptir; iktidarı pekiştirme temelinde ele almak gerekir. Neredeyse insanlık kadar eski olan bu, cenazeyi her ân bir daha öldürme hâli necrophagia'dan da - ölü yeme - necrophilia'dan da - ölü seviciliği - daha berbat bir disanction (ölüyü tekrar tekrar öldürme cinneti ve ahlâksızlığı) içinde Endor cadısını da yanımıza almış felaketlere doğru uçuyoruz. Antik Yunan'da mezardan yoksun olan ölülerin huzura eremediği için ruhlarının şehirlerde dolaşıp insanlara musallat olduğuna inanılırdı. 

Taşkışla sahnesi şöyle değerlendirmektedir: iktidar tarafından yok edilen bir beden onun halk üzerindeki gücünü gösterir, fakat bu ölümün kayıtsız bırakılması, devletin aslında yeni bir tarih yazma girişimidir. Yani Kreon'un Polyneikes'i mezarsız bırakma konusundaki ısrarı boşuna değildir, onun politik otoritesini sorgulanamaz ve devamlı kılma konusunda atılmış bir adımdır


Antigone'nun eyleminin onu rahatsız etmesinin sebebi de budur. Tıpkı Cumartesi Anneleri tarafından yapılan eylemler gibi, Antigone'nun ölüyü gömmesi de politik bir orijine sahip olmamasına rağmen taşıdığı politik anlamla iktidarı rahatsız etmektedir. Merak edenler Kreon'un akıbetini araştırabilirler. Cenazeleri öldürmek ve ortalıkta bırakmak basit bir provokasyondan öte devletin resmî siyasetidir. Artık Kreon'un kılıcı kınından çıktı, nereye saplanacağını takip edelim, görelim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALLAH İSMİNİN ETİMOLOJİK VE TARİHİ SÜRECİ - ARAŞTIRMA

ALLAH İSMİ ETRAFINDA Bir Görüş Allah ve Elahh kelimelerinin yazılışları farklı (mı)dır? ELAHH (EeLaaHh) ALLAH (EaLlaaH) Bu nedenle; Elahh = Allah anlayışı doğru kabul edilemez. Sadece birinin, diğerinin kökensel atası veya arka planı olabileceği dikkate alınabilir, bu, kuvvetli bir ihtimal de olabilir zayıf bir ihtimal de. Allah kelimesinin ortasındaki vurgu Arabî’de çok önemlidir ve kat’iyyen ihmâl edilemez. Bir kelimenin içinden bir elemanın çıkarılmasının veya ona bir başka unsurun eklenmesinin herşeyi baştan aşağı değiştireceği gerçeği izahtan vareste. Mesela BaTaLun = Kahraman anlamında bir isimken (bizdeki Battal ’ın karşılığı) ; iptal etmek anlamındaki BaTTaLa bir fiildir (Batl, Bat’l). Arabî yazımda her ne kadar aynı iseler de bir unsurun eklenmesi veya çıkarılması ile anlam tamamen değişmiştir. Alaha kelimesi de Arabî’de bir fiil (yüklem) olup ilâhlaştırmak , ilâhlaştırmak suretiyle tapmak anlamlarını haizdir; İngilizce deify , Fransı...

LACERTUS FIBROSUS

LACERTUS Merhaba sayın Koryürek, Bugünkü makalenizi key(i)fle okudum, bir Boğaz insanı, hele de 20 senedir ülkesini göremeyen bir mültecî! olarak biraz da hayıflandım, o balıkhâneyi bilirim, zaman zaman da bütün diğer balıkhâneleri de gezerdim.  Yüksek müsadenizle bir dil – etimoloji düzeltmesi yapacağım ; Lakerda nın etimolojisi olarak İspanyolca La Kerrida ’yı vermişsiniz ki, katılmam mümkün değil.  Yakında Istanbul’da Küresel Yayınlar’dan çıkacak olan Türk dilindeki Yunanca Kökenli Kelimeler isimli préliminaire kitabımda da bulunabileceği üzere aşağıda bu kelimenin köklerini veriyorum. Bu kelime daha sonraları yani Latince’den Yunanca’ya lakérda λακέρδα ve "palamut veya orkinos tuzlaması" anlamıyla girmiş oradan da Türkçe’ye intikal etmiştir. Lakerda yapan herhâlde çok azalmış olmalıdır. Le Gaffiot, Dictionnaire étymologique latin - Latince etimolojik lugatında dik dörtgen şeklinde olan, uzunca, boyu eninden fazla duran bir hayvan olan kertenkeleni...

KARDOUXOI

MANZİKERT - MALAZGİRT – MANAZGIRT ÜZERİNDEN BUGÜNE DOĞRU BİR GÜZERGÂH VE DEVLETİn / MİLLETİN KÜRD ALGISINDA HİÇBİR DEĞİŞİKLİK YOK İSİMLERE BAKMADAN SIRLARA ERİŞMEK ÇOK ZOR OLUR             Malazgird (Farsî), Malaşkırd (İvrit) , Manazcerd (Asurî-Süryanî), Manazcird (Soranî) , Μαντζικέρτ – Madcikêrt veya Mecikert (Yunanca), Malazgirdi (Zazakî), Mana(va)zkert (Ermenîce), Manzikert (İngilizce, Fransızca), Manzikerteko – Euskara (Basq dili), Malazgirt (Türkçe). – girt soneki (suffix) Doğu Anadolu’da birçok yerleşim biriminde karşılaşılan bir sonektir ve Ermenîce – kert ’ten mülhem olup, - ile/tarafından inşa edilmiştir anlamındadır. Örneklere geçmeden bir iki laf: Bir çok Ermenîce coğrafî yer ismi Ottoman devleti zamanında değiştirilmeye başlandı. Şehirler, kasabalar, köyler, yerleşim birimleri, dağlar, nehirler vs. Bunların başında – kert soneki taşıyanlar gelmektedir: Manavazkert’in dışında Nora-kert, Dikrana-g...