Ana içeriğe atla

BİR ECE AYHAN ŞİİRİ ÇEVİRDİM - ORTHODOXLUKLAR


‘Un’ ECE AYHAN
ORTODOKSLUKLAR
                                          
Tek konuşulur yüzüdür bacaklarının arası. 
Sakal ve bıyık da bıraktığı. 
Dönmez bir sapkının. 
Üzerine bir dedikodu. 
Yaklaşmaz kadınlara buyurulduğu gibi. 
Kışkırtır kuşkuları. 
Başlarındaki sorguç ve berbernâme. 
Gömdürülmüştür diri diri toprağa başaşağı. 
Ürker ve parlar birkaç katana ötede. 
Neden anlayamıyordum. 
Tutunur bir utanç ince. 
Bir kız limon yanığı. 
Saçak altlarında dolaşır erkeğini. 
Açılmıştır kapılarının kilitleri kendiliğinden. 
Kıpırdanır bir kefen. 
Gebelenmiştir yatarak üzerine ölünün. 
Bir kilisede işlemeyen. 
Bataklıklarda büyütmüştür çocuğu. 
Neft dökerek yakıyordum bir mektubu da kuş zarflı balmumu. 
Artık bir çocuğun yüreğindeki eğriliktir. 
Bileğinde doldurulmuş ve bütün bir atmaca taşıması. 
Çalışır toplamaya tüylerini. 
Yazdırır göğsüne safranla. 
Yinelediği bir sözcük kezlerce: Erselik! 
Sevişir ısırarak kendi ağzını. 
Çalar lavtasını yılgının elden düşme. 
Malta Yahudisi'ni okuyordum. 
Barındığım sandukanın içinde.



                                   LES ORTHODOXIES
Son seul côté - son visage - à parler : l'espace entre ses jambes.
Et il a fait pousser une moustache et une barbe.
Un invétéré, un chuchotement imprudent sur un pervers.
Il ne s'approche pas des femmes comme il le devrait.
Il suscite des soupçons. Un panache dressé sur la tête.
Une pièce de coiffeur.
Un chef-d'œuvre pornographique.
Il est enterré vivant à l'envers dans le sol.
Tête d'abord.
Il se craint et brille, à quelques hussards de distance.
Pourquoi ne pourrais-je pas comprendre ?
Modestie, une humeur.
La honte est tenue délicatement par la main.
Une fille au teint citron-brulé.
Se promène sous l'avant-toit de son homme.
Les serrures de porte en ont donné par eux-mêmes.
Un linceul bouge.
Elle est tombée enceinte en se penchant sur le cadavre.
Qui prétend l'impuissance dans une église.
Elle a élevé le troué dans les marais.
Je brûlais une enveloppe oiseau à sceau-cire en y versant du naphte.
Maintenant, c’est la courbure du cœur d'un enfant.
Son poignet élégant et rusé, et une porte-faucon,
En essayant se lisser les plumes, se fait graver contre sa poitrine en safran, en répétant sans cesse un mot du lexique : hermaphrodite.
Il joue une partition sur le luth de seconde main de celui qui est épuisé.
Il fait l'amour en mordant sa propre lèvre.
Je lisais Le Juif de Malte, dans le cercueil où je me suis réfugié.

HAKKI AÇIKALIN


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ALLAH İSMİNİN ETİMOLOJİK VE TARİHİ SÜRECİ - ARAŞTIRMA

ALLAH İSMİ ETRAFINDA Bir Görüş Allah ve Elahh kelimelerinin yazılışları farklı (mı)dır? ELAHH (EeLaaHh) ALLAH (EaLlaaH) Bu nedenle; Elahh = Allah anlayışı doğru kabul edilemez. Sadece birinin, diğerinin kökensel atası veya arka planı olabileceği dikkate alınabilir, bu, kuvvetli bir ihtimal de olabilir zayıf bir ihtimal de. Allah kelimesinin ortasındaki vurgu Arabî’de çok önemlidir ve kat’iyyen ihmâl edilemez. Bir kelimenin içinden bir elemanın çıkarılmasının veya ona bir başka unsurun eklenmesinin herşeyi baştan aşağı değiştireceği gerçeği izahtan vareste. Mesela BaTaLun = Kahraman anlamında bir isimken (bizdeki Battal ’ın karşılığı) ; iptal etmek anlamındaki BaTTaLa bir fiildir (Batl, Bat’l). Arabî yazımda her ne kadar aynı iseler de bir unsurun eklenmesi veya çıkarılması ile anlam tamamen değişmiştir. Alaha kelimesi de Arabî’de bir fiil (yüklem) olup ilâhlaştırmak , ilâhlaştırmak suretiyle tapmak anlamlarını haizdir; İngilizce deify , Fransı...

LACERTUS FIBROSUS

LACERTUS Merhaba sayın Koryürek, Bugünkü makalenizi key(i)fle okudum, bir Boğaz insanı, hele de 20 senedir ülkesini göremeyen bir mültecî! olarak biraz da hayıflandım, o balıkhâneyi bilirim, zaman zaman da bütün diğer balıkhâneleri de gezerdim.  Yüksek müsadenizle bir dil – etimoloji düzeltmesi yapacağım ; Lakerda nın etimolojisi olarak İspanyolca La Kerrida ’yı vermişsiniz ki, katılmam mümkün değil.  Yakında Istanbul’da Küresel Yayınlar’dan çıkacak olan Türk dilindeki Yunanca Kökenli Kelimeler isimli préliminaire kitabımda da bulunabileceği üzere aşağıda bu kelimenin köklerini veriyorum. Bu kelime daha sonraları yani Latince’den Yunanca’ya lakérda λακέρδα ve "palamut veya orkinos tuzlaması" anlamıyla girmiş oradan da Türkçe’ye intikal etmiştir. Lakerda yapan herhâlde çok azalmış olmalıdır. Le Gaffiot, Dictionnaire étymologique latin - Latince etimolojik lugatında dik dörtgen şeklinde olan, uzunca, boyu eninden fazla duran bir hayvan olan kertenkeleni...

KARDOUXOI

MANZİKERT - MALAZGİRT – MANAZGIRT ÜZERİNDEN BUGÜNE DOĞRU BİR GÜZERGÂH VE DEVLETİn / MİLLETİN KÜRD ALGISINDA HİÇBİR DEĞİŞİKLİK YOK İSİMLERE BAKMADAN SIRLARA ERİŞMEK ÇOK ZOR OLUR             Malazgird (Farsî), Malaşkırd (İvrit) , Manazcerd (Asurî-Süryanî), Manazcird (Soranî) , Μαντζικέρτ – Madcikêrt veya Mecikert (Yunanca), Malazgirdi (Zazakî), Mana(va)zkert (Ermenîce), Manzikert (İngilizce, Fransızca), Manzikerteko – Euskara (Basq dili), Malazgirt (Türkçe). – girt soneki (suffix) Doğu Anadolu’da birçok yerleşim biriminde karşılaşılan bir sonektir ve Ermenîce – kert ’ten mülhem olup, - ile/tarafından inşa edilmiştir anlamındadır. Örneklere geçmeden bir iki laf: Bir çok Ermenîce coğrafî yer ismi Ottoman devleti zamanında değiştirilmeye başlandı. Şehirler, kasabalar, köyler, yerleşim birimleri, dağlar, nehirler vs. Bunların başında – kert soneki taşıyanlar gelmektedir: Manavazkert’in dışında Nora-kert, Dikrana-g...